Akdeniz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun
Güzelliklerinin Birleştiği Tarihî ve Kadim Şehir: KAHRAMANMARAŞ
Ardımızda bıraktığımız 2025 yılının ekim ve kasım aylarında, 15 gün arayla ki defa Kahramanmaraş'ı ziyaret ettim. Herkesin Güneydoğu
Anadolu Bölgesinde sandığı ama aslında Akdeniz Bölgesinde yer alan, çok köklü
bir geçmişe sahip, tarihi çok zengin, 2023 depreminin yaralarını halen sarmaya
çalışan, topraklarında büyük acıların yaşandığı, dondurması, salebi, acı
kırmızı biberi ve tarhanasıyla meşhur o kadim şehri...
Bu şehrin ismini ilk kez henüz 4-5 yaşlarında bir
çocukken duymuştum. Yanımızda yatılı çalışan Makbule Hanım (ben hep Makbuş
derdim), iyice yaşlanınca, görevi dolayısıyla Kahramanmaraş'a atanan damadı ve
kızının yanında kalmak için bizden ayrılıp Kahramanmaraş'a yerleşmişti.
Birbirimize çok düşkündük. O kadar ağlamıştım ki o giderken...Daha sonra
Maraş'tan birkaç kez bizi aramıştı. Sesi kulağımda, benim çok kar sevdiğimi
bildiği için: «Burada camdan bakıyorum, karşıki dağlar hep kar, seni
hatırlıyorum.» demişti bana. Kahramanmaraş panoramasının ayrılmaz bir parçası,
şehrin sırtını yasladığı, köklerinden elde edilen salebiyle Maraş dondurmasının
eşsiz lezzetini veren yaban orkidelerinin yetiştiği Ahır Dağından söz
ediyordu şüphesiz... Sonra araya yıllar girdi, birbirimizden koptuk, şu an hayatta
olduğunu sanmıyorum, nurlar içinde uyusun inşallah. Maraş sokaklarında gezerken
hep onun hatırasını düşündüm...
Kahramanmaraş, hem Anadolu'yu Mezopotamya'ya ve
Akdeniz'e bağlayan konumu, hem kültürü ve barındırdığı tarihî eserler açısından
çok değerli bir şehir. İl merkezi de dahil olmak üzere, büyük bir bölümü
Akdeniz Bölgesi ve bu bölgenin Adana Bölümünde yer alan Kahramanmaraş'ın küçük
birer bölümleri ise Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgelerine taşıyor.
Denize kıyısı olmayan il, Gaziantep, Osmaniye, Adana, Kayseri, Sivas, Malatya
ve Adıyaman illeriyle çevrili. Afşin, Andırın, Çağlayancerit, Dulkadiroğlu (Merkez),
Ekinözü, Elbistan, Göksun, Nurhak, On İki Şubat (Merkez), Pazarcık ve Türkoğlu
olmak üzere toplam 11 tane ilçesi var.
M.Ö 2000-1200 yılları arasında Maraj adında bir Hitit
Komutanı tarafından kurulan ve Hititler'a ait yazıtlarda Maraj, Marakasi diye
söz edilen şehir, tarih boyunca Hititler, Asurlular, Persler, Makedonlar, Roma
ve Bizans İmparatorlukları, Emevîler, Abbasiler, Selçuklular, Anadolu
beylikleri, Memlûkler, Dulkadiroğulları ve Osmanlı İmparatorluğunun
egemenliğinde kaldı. Romalılar, şehre Germenicia adını verdiler.
Kahramanmaraş'ta farklı medeniyetlere ait izler halen mevcut. 1920'de Fransız
işgaline karşı direnişiyle ön plana çıkan Maraş'a, 1973’te "Kahraman"
unvanı, 1996’da da "İstiklal Madalyası" verildi.
Bu şehri neden bilmiyorum, çok ama çok sevdim. Havası, suyu ve doğası çok güzel. Tarihi çok zengin, tarihî
eserleri hayli fazla, insanları sıcakkanlı ve yardımsever. Toprakları
bereketli, suyu çok bol. Km2 başına en fazla su kaynağı düşen il Kahramanmaraş
imiş. Çok fazla sayıda akarsu, göl ve baraj mevcut. Bereketli Çukurova'yı
sulayarak Akdeniz'e kavuşan Ceyhan Nehri, Kahramanmaraş topraklarında hayat
buluyor. Afşin ve Elbistan İlçelerinde bulunan termik santraller ile, Kahramanmaraş, tek
başına, Türkiye'nin elektrik ihtiyacının %14'ünü karşılıyor. 2020 yılı
verilerine göre, ilin toplam nüfusu 1.168.163 kişi, bu nüfusun 664.958 kişiden
oluşan bölümü, 2012 yılından itibaren büyükşehir statüsüne geçen ve
Dulkadiroğlu ve On İki Şubat olmak üzere iki ilçeden oluşan il merkezinde
yaşıyor.
Yemekleri güzel. Kentin sokakları hep ağaçlarla süslü.
Çok yeşillik bir şehir. Dediğim gibi hem Akdeniz'in, hem de Güneydoğu ve Doğu
Anadolu'nun etkisini hissediyorsunuz. Çamlıklar, zeytinlikler, palmiyeler de
var, bozkırlar, zirveleri karlı dağlar da. Şehrin tarihî çekirdeği, kentin
kuzey kesiminde, sırtını yasladığı Ahır Dağının eteklerinde, eski dere
yatakları olan vadilerle kesilmiş tepelik, yokuşlu bir bölgede bulunuyor.
Mimarî dokusu çok zengin, o evlere, o konaklara, o sokaklara aşık oldum. 2023'de
yaşanan deprem felâketinin izleri halen mevcut. Neredeyse tüm tarihî camiler
yıkılmış, her yer inşaat, halen yıkıntılar, enkazlar var. Bu elbette, şehri
dolaşırken insana çok hüzün veriyor. Ama bu haline bile aşık oldum, kesinlikle
ruhu, kimliği olan, görülmesi gereken çok güzel bir şehir. Sadece merkezi ve Süleyanlı Köyünü gezebildim. İlçelerinde de ne denli güzellikler barındırdığını
biliyorum. Bundan sonra kısmetse, fırsat buldukça Maraş'ı ziyaret etmek, bu ili
keşfetmek ve tanıtmak istiyorum. Çünkü bu şehri çok sevdim ve ruhuma iyi
geldi...
Bu çok sevdiğim, aşık olduğum şehir için küçük de olsa bir çalışmaya imza atmak, bir iz bırakmak adına, geçmiş kuşaklardan, atalarımızdan bizlere yadigâr, hepimize ait, yaşamın en temel ihtiyacı suyu bize kavuşturan tarihî çeşmeleri sizler için derledim.
Su kaynakları açısından çok zengin bir il olan Kahramanmaraş, tarihî su yapıları açısından da zengin bir il. Bir zamanlar şehrin kuzeyinden, Ahır Dağı eteklerindeki Pınarbaşı'ndan Akdere Kemerinden geçerek şehre giren su, birçok çeşmeye ve hamama dağılırmış. Şehirde birçok hamam ve çeşme, Ahır Dağı'nda ise sarnıçlar mevcut. Çok harap bir halde olsa da Akdere Kemeri de halen varlığını sürdürüyor. Uzunoluk'taki su terazisinden ise ne yazık ki eser kalmamış.
Restorasyon çalışmaları devam ettiği için ziyaret edemediğim Demirciler Çarşısındaki iki tarihî çeşme hariç, diğer tüm çeşmeleri tek tek ziyaret edip fotoğrafladım. Bu vesileyle de neredeyse bu güzel şehrin tüm sokaklarını arşınladım. Belki eksikler, kusurlar vardır, siz değerli Maraşlı dostlarımın uyarılarına açığım.
Şehir merkezinde 19, Süleymanlı (Zeytun) Köyünde 2 tane olmak üzere bugüne gelebilmiş toplam 21 adet tarihî çeşme tespit ettim. Dilerim, keyifle okursunuz...
Çeşmelerimiz
İsmail Kemal Bey Çeşmesi (Şeyh Adil Çeşmesi)
Kahramanmaraş'ın en ünlü çeşmelerinden olan bu çeşme
dönemin Maraş mutasarrıfı (valisi) İsmail Kemal Bey tarafından 1914-1916
yılları arasında inşa ettirilmiş olup, Maraş şehrindeki son Osmanlı dönemi
yapısıdır.
Şeyh Adil Caddesi ile Sarayaltı Caddesinin kesiştiği Kölebey Meydanında bulunur.
Banisi İsmail Kemal Bey olduğu halde, Şeyh Adil Mezarlığının yakınında bulunduğu için Şeyh Adil Çeşmesi olarak da anılır.
Maraş'ın işgal altında olduğu dönemde, İsmail Kemal
Bey'in bu çeşmeyi yıkılan bir Ermeni kilisesinin taşlarından yaptırdığı
söylenmiş ve bu sebepten İsmail Kemal Bey hapse atılmıştır. Daha sonra, bu
iddianın gerçek olmadığı ortaya çıkmış ve serbest kalmıştır.
Çeşme, kesme taştan yapılmış olup, üç yüzlü bir
çeşmedir. Çeşmenin ana yüzü güneye bakar. Güney yönüne bakan bu cephe üzerinde
iki, batı ve doğu yönlerine bakan cepheleri üzerinde birer tane olmak üzere
toplam dört çeşmeden oluşur.
Yapının kuzeye bakan cephesi ise sağır olup, su deposunu bulundurur.
Çeşmenin yapımında yer yer renkli kesme taşlar kullanılmıştır. Ana cephedeki iki çeşmenin arasında ve yanlarında Yunan sütunlarını andıran kolonlar bulunur. Tüm çeşmeler, sivri kemerli, yer yer renkli taşlar haricinde süslemesiz ve küçük, dikdörtgen kurnalıdır.
1986 yılında, belediye ve turizm başkanlıklarının iş
birliğiyle yapılan çeviriye istinaden kitabesinde: "İşbu çeşme, Kemaliye
Caddesini Küşad elektrik tenviratını tesis eden Mutasarrıf İsmail Kemal Bey'in
asarındandır. Sene 1333-1335 (Hicrî)" yazmaktadır.
Tüm çeşmelerin suyu akmakta, günümüz itibariyle yaklaşık 110 yaşında olan çeşme, Kahramanmaraş halkının günlük yaşamında ve ortak hafızasında önemli bir yer tutmaya devam etmektedir.
Çeşmenin 1916 yılındaki açılış törenine ilişkin bu fotoğraf tarihtemaras Instagram sayfasına aittir.)Şeyh Adil Mezarlığı Çeşmesi
Kahramanmaraş'ta, dün akşam paylaştığım İsmail Kemal
Bey Çeşmesinin (üç cepheli çeşme) biraz güneyinde, Şeyh Adil Mezarlığının
duvarına bitişik bu çeşmeyi ilk gördüğümde, yakın geçmişte yapılmış bir çeşme
olabileceğini düşündüm ancak kitabesinde 1919 tarihi okunuyor. Yani 100 yaşının
üzerinde oldukça eski bir çeşme. 1916 yılında hizmete açılan ve bir meydan
çeşmesi olan İsmail Kemal Bey Çeşmesinden üç yıl sonra yapılmış bir duvar
çeşmesi.
Renkli kesme taşlardan inşa edilmiş çeşmenin basık bir sivri kemeri, dikdörtgen biçimli küçük bir teknesi, ayna taşının üzerinde şekilli bir maşrapa boşluğu var. Kemerinin kilit taşı üzerinde küçük bir yıldız motifi bulunuyor.
Ayna taşının yukarısında, kemerin altında yer alan
kitabesinde Besmele ve inşa tarihi olan 1919 yazıyor.
Çeşmenin suyu akmaktadır.
Galip Paşa Çeşmesi
Geçen gün paylaştığım Restebaiye (Küçük Çavuşlu)
Camiinin önünde, Işık Caddesi üzerinde bulunan bu çeşme eski Maraş
mutasarrıflarından (vali) Galip Paşa tarafından 1894 (Hicrî 1310) yılında inşa
edilmiş, kitabesine istinaden 1902-1903 yıllarında (Hicrî 1320) yine Maraş
mutasarrıflarından olan Şakir Bey tarafından onarılmıştır.
Sarımtırak renkte kesme taştan inşa edilmiş olan çeşmenin ayna taşı iyon başlıklı iki sütünce ve profilli silmeli bir kornişin arasında bulunur.
Kornişin üzerinde, süslemeler, ay yıldız motifi, Osmanlıca onarım kitabesi ve günümüz Türkçesi inşa kitabesi bulunan bir alınlık yer almaktadır.
Çeşmenin her iki yanında birer adet çarkıfelek motifi
bulunur. Kornişin altında bulunan inşa kitabesi ne yazık ki bugün mevcut
değildir, kitabeliği boş kalmıştır.
Kısmen, yer seviyesinin altında kalmış dikdörtgen biçimli bir teknesi vardır.
Çeşmenin suyu akmaktadır.
Acar Hamamı Çeşmesi
Kahramanmaraş Kalesinin yanı başında, 16.yy’da, Kanuni
Sultan Süleyman’ın emriyle Maraş Kalesi onarılırken, kalede çalışan işçilerin
kullanması için inşa edilmiş olup, Kale Hamamı olarak da anılan Acar Hamamının,
kaleye çıkan ana caddeye bakan cephesinde üzeri sıvanmış, yuvarlak kemerli,
teknesi yer altında kalmış ve suyu akmayan bir çeşme bulunuyor.
Çeşme hakkında ne yazık ki hiçbir bilgi bulamadım
ancak hamamla birlikte 16.yy’da yapılmış olması ve bugün 500 yaşlarında olması
çok büyük olasılık.
Uyuz Pınarı (1000 Yılı aşkın süredir şifa dağıtan bir su kaynağı)
Kahramanmaraş'ın tarihî mahallelerinden İsa Divanlı Mahallesinde bulunan bu su kaynağı, ilk olarak Roma döneminde (1.-4.yy) Romalılar tarafından keşfedilmiş. Hatta, Roma döneminden de önce Asurlular (M.Ö 711- M.Ö 612) zamanında bile bilindiği, cüzam hastalarının bu pınara getirildiği de anlatılmakta. Başta uyuz, egzama ve bir dönemin en büyük korkulu rüyası olan cüzam gibi deri hastalıklarına şifa olduğuna inanılan bu suda, Roma, Bizans, Emevî, Abbasî, Selçuklular ve Dulkadiroğulları Beyliği döneminde de insanlar şifa aramaya devam etmiş. Su kaynağının, bugünkü gibi, bir yapının içine alarak korunması, hatta insanların yıkanabildiği küçük bir hamama dönüşmesi ise 16.yy'da Osmanlı Döneminde gerçekleşmiş.
Günümüzde, bu pınar, kare planlı, piramit çatılı bir yapının içinde, 1000'lerce yıldır akmaya devam ediyor. Yapı ve kaynak suyunun yolu, 2023 depreminde hiç hasar almamış.
Keşke bu su analize gönderilse ve gerçekten cilt hastalıklarının tedavisinde faydalıysa, tanıtımı yapılsa. Böylelikle Kahramanmaraş sağlık turizmi alanında da ilerleme kat edebilir. Her şehre nasip olan bir şey değil, şehrin göbeğinde 1000 yılı aşkın süredir şifalı bir suyun fışkırması.
Benim gibi, su yapılarına karşı özel bir ilginiz
olmasa bile, eğer yolunuz Kahramanmaraş'a düşerse mutlaka bu çeşmeyi ziyaret
etmenizi tavsiye ederim.
Kocabaş Çeşmesi
Şekerli Caddesi ile Maraş'ın tarihî konakları, geleneksel evleri ile ünlü Bahtiyar Yokuşunun kesiştiği alanda yer alan ve 2023 depreminde ne yazık ki büyük hasar alan bu çeşme, 1914 yılında, Kocabaşzade Hacı Ali Ağa'nın eşi Mümine Hanım tarafından yaptırılmıştır.Beyaz kesme taştan inşa edilmiş, yuvarlak kemerli bir
çeşmedir. Her iki yanında birer seki bulunan kare biçimli bir teknesi vardır.
Kemerinin hemen altında 3 satırlık kitabesi bulunur. Hayli silikleşmiş olan kitabede:
" Bu çeşmeyi hayır sahibi Kocabaş'ın oğlu
Hacı Ali Ağa'nın hanımı Mümine Hatun,
Hayratı olarak yaptırmıştır."
yazmaktadır.
Depremde, ön cephesine bitişik inşa edildiği konut ve yanındaki tarihî konak tamamen yıkılmış, çeşme de büyük zarar görmüştür.
Buna karşılık suyu halen akmaktadır.
Ekmekçi Mahallesi Çeşmesi
Maraş sokaklarında gizlenmiş, unutulmuş, ata yadigârı
bir tarihî çeşme. Bu çeşmeyi bulmak için Ekmekçi Mahallesinin tüm sokaklarını
gezdim ama nihayetinde buldum.
Tamamen kesme taştan inşa edilmiş olan çeşmenin kitabesinden 1831 yılında (Hicrî 1247) yapıldığı, yaklaşık 200 yıldır Maraş sokaklarını süslediği anlaşılıyor. Maalesef çeşmemizin suyu akmıyor ve teknesi (kurnası) yol seviyesinin yükselmesiyle, yer altında kalmış.
Hacı Salih Ağa Çeşmesi (Çukuroba Çeşmesi)
Kahramanmaraş'ın en sevdiğim arterlerinden Çukuroba Caddesini tırmanırken solda tarihî bir evin duvar cephesinin üzerinde bir çeşme yer alır.
Üzeri daha sonradan, açık mavi renkte fayansla kaplandığı için ilk bakışta tarihî bir çeşme olduğunu anlamazsınız. Ancak, bu çeşme 1906 yılında (Hicrî 1324) Muhammed Ağazade (Muhammed Ağa'nın oğlu) Hacı Salih Ağa tarafından yaptırılmış, günümüz itibarıyla 119 yaşında bir Osmanlı dönemi çeşmesidir.
Sivri bir kemeri, kare biçimli bir teknesi, bir adet
musluğu vardır. 1997 yılında üzeri fayansla kaplanırken, musluğun yanına bir
sabun koyma yeri eklenmiştir. Özgün inşaat malzemesi, fayans kaplamanın altında
kaldığı için görülmemektedir, ancak muhtemelen kesme taştan yapılmış olduğunu
düşünüyorum.
Kemerinin hemen altında kırılmış, okunamaz hale gelmiş
kitabesi bulunur.
Teknesinin bir kısmı zemin kotunun altında kalmıştır.
Geçirdiği tüm bu olumsuz değişimlere rağmen çeşmenin suyu halen akmakta, Çukuroba Yokuşunu tırmanan Maraşlıların, yolu Maraş'a düşenlerin susuzluklarını gidermeye devam etmektedir.
Acemli Camii Çeşmesi
Ne yazık ki 2023 depreminde önemli ölçüde zarar görmüş olup, bugün restorasyonda olan Acemli Camii'nin avlu duvarının dış cephesinde, Sütçü İmam Sokak üzerinde tarihî bir çeşme yer alır. Çeşme, avlu duvarının dış cephesine açılmış bir niş içerisine yerleştirilmiştir.
1668 yılında, İskender Bey tarafından yaptırılan Acemli Camii'nin zaman içerisinde harap olup, yıkılarak yerine 1914 yılında Hacı İbrahim Evliya Efendi tarafından bugünkü caminin yapıldığı bilinmektedir. Çeşme de cami ile birlikte 1914 yılında Hacı İbrahim Evliya Efendi tarafından Mimar Mehmet Ali Kapıkaya'ya inşa ettirilmiştir.
2023 depreminde hasar görmeden bugüne gelebilmeyi başarmış çok değerli bir mahalle çeşmesidir.
42 cm derinliğinde, 1m70 cm genişliğindedir.
Sivri bir kemeri bulunan çeşmenin, kemerinin hemen altında kitabeliği yer alır. Fakat, ne yazık ki kitabesi kazınmıştır.
Musluğunun üzerinde, çeşmeyi oluşturan sarımtırak renkli kesme taşların aksine, daha koyu renkli tek bir taşın üzerine açılmış küçük bir maşrapa boşluğu bulunur.
Çeşmenin teknesi dikdörtgen (50 X 93 cm) biçimlidir.
Suyu akmaktadır.
Şehit Evliya Mahallesi Çeşmesi
Bu tarihî çeşmeyle, kentin en eski mahallelerinden Şehit Evliya Mahallesini gezerken tesadüfen karşılaştım. Mahalleli gençlerden biri, çok eski bir çeşme olduğunu, en az 50-60 yıldır suyunun akmadığını, dedesinin gençliğinde suyunun akar olduğunu, dedesinin bu çeşmeden çok bahsettiğini söyledi.
Nitekim, çeşmenin görünümü ve mimarîsi de çeşmenin en az 100 yıllık bir geçmişi olan tarihî bir çeşme olduğunu doğrular nitelikte.
Kaba taştan inşa edilmiş, yuvarlak kemerli, klasik üslupta bir çeşme. Teknesi, zemin seviyesinin altında ve suyu akmıyor.
Kayabaşı Mahallesi Çeşmesi
Kayabaşı Mahallesinde, tarihî bir evin duvarına bitişik, 20.yy'ın başına ait olduğu düşünülen bu çeşmemizin ne yazık ki ayna taşı hizasından aşağısı yer seviyesinin altında kalmış ve suyu akmıyor.
Kitabesi okunamayacak kadar silikleşmiş.
Oysa, bu sevimli mahallesi, en az 100 yıl boyunca kimbilir kaç kişinin susuzluğunu gidermiştir.
Reşit Paşa Çeşmesi
Mağaralı Mahallesinde, Mağaralı Ökkeş Caddesi üzerinde, tarihî bir Maraş Konağı olan Mehmet İnce Konağının cephesine bitişik, klasik üslupta, sade, süslemesiz bir çeşmedir. Bitişik bulunduğu konağa, Mağaralı Mahallesinin tarihî dokusuna ayrı bir güzellik katan bu çeşme, 1908 yılında Maraş Mutasarrıfı (valisi) Reşit Paşa tarafından bir mahalle çeşmesi olarak yaptırılmıştır.
Kesme taştan inşa edilmiş olan çeşmenin hafif basık bir sivri kemeri, üç mısralık bir kitabesi, dikdörtgen biçimli bir teknesi vardır. Zemin seviyesinin biraz aşağısında kalmış olan çeşmeye iki basamakla inilir.
Kitabesinde, günümüz Türkçesiyle:
"Maraş mutasarrıflarından
Reşit Paşa'nın eseri
Hayratı sene 1326"
yazmaktadır.
Yakın zamanda restore edilmiştir ve suyu akmaktadır.
Sütçü İmam Çeşmesi
Sütçü İmam'ın, düşman askerine ilk kurşunu sıkarak millî mücadeleyi başlattığı noktada, Uzunoluk Hamamının önünde, Uzunoluk olayından 14 yıl sonra, 1936 yılında Sütçü İmam'ın adını taşıyan bir çeşme inşa edilmiştir.
Çeşme, 1936'dan bugüne birçok kez yıkılıp, yeniden yapılmış, şekil değiştirmiş,
bugünkü, üzeri kubbeli, 6 cepheli görünümüne 2018 yılında kavuşmuştur.
Çeşmenin suyu akmakta ve faal bir biçimde kullanılmaktadır.
Not: Çeşmenin eski fotoğrafları, marasavucumda.com, Yusuf Köleli'ye aittir.
Maraş Kahramanları Çeşmesi
Maraş Çarşısı civarında, Ulu Cami civarında tesadüfen karşıma çıkan bu çeşmeyi de tarihî bir çeşme olarak değerlendirmek doğru olacaktır. Zira, 1934 yılında inşa edilen bu çeşme yaklaşık 100 yaşında ve şehrin simgelerinden Sütçü İmam Çeşmesi'nden de (1936) daha eski. Kurtuluş Savaşında (1920) destan yazan, göstermiş oldukları emsalsiz kahramanlıklarla şehirlerine istiklâl madalyası(1925) ve kahramanlık unvanı (1973) kazandıran Maraş Kahramanlarının anısına 1934 yılında inşa edilen bu çeşme, kiremit rengi yuvarlak bir kemerin altında, sığ bir niş içerisinde tamamen mermerden inşa edilmiştir.
Üzerinde geometrik bir şekil motifi bulunan ayna taşının altı ve üstü bordürlerle hareketlendirilmiştir.
Çeşmenin küçük bir küvet biçiminde, mermerden yapılmış büyük bir teknesi vardır ve suyu akmaktadır.
Bey Camii Çeşmesi
Sakarya Mahallesi'nde, Bey Camii'nin avlusunda, caminin haziresinin kuzeybatı köşesinde bir çeşme bulunur. Cami ile birlikte, Seyit Mustafa Bey tarafından1827-28 yıllarında yapıldığı düşünülmektedir.
Sarımtırak renkte kesme taş ve kaba taştan inşa edilmiştir. Hafif sivri bir kemeri, dikdörtgen biçimli bir teknesi, musluğunun hemen üzerinde küçük bir maşrapa boşluğu vardır.
Uzun yıllar, 1960'lı yıllarda önüne eklene tuvalet ve abdest musluklarının bulunduğu ilave yapıyla tamamen kapanan çeşme, 2003 yılındaki restorasyon sırasında yeniden gün yüzüne çıkmış ve onarılmıştır. Ne var ki 2023 yılındaki depremde, camiyle birlikte hasar görmüş, ancak ayakta kalabilmeyi başarmıştır.
Şu an cami, restorasyonda ve çevresi kapatılmış durumda.
Bu sebepten çeşmeyi ne yazık ki fotoğraflayamadım. Kullandığım fotoğraflar Aksu Televizyonu (deprem öncesi fotoğraf) ve Kanal Maraş'a (deprem sonrası fotoğraf) aittir.
Dilerim en kısa zamanda Bey Camii'nin de, çeşmesinin de restorasyonu , aslına uygun bir biçimde, en kısa zamanda sona erer ve bir sonraki Maraş yolculuğumda, hem camiyi, hem de çeşmeyi ziyaret edip fotoğraflayabilirim.
Aynı temenni, depremde yıkılan Nuh Camii ve çeşmesi için de geçerli.
Dükkânönü (Düvenönü) Çeşmesi
Maraş'ın Dükkânönü ya da Düvenönü olarak anılan çarşısında, Şehit Muallim Hayrullah Caddesi ile Kâzım Bey Sokak'ın köşesinde bir binaya bitişik inşa edilmiş bu çeşmenin ilk bakışta tarihî değer taşıyan bir çeşme olduğunu anlamak güçtür, çünkü yapılan tadilatlarla özgün halinden çok şey kaybetmiştir.
Ancak, bu çeşme Maraş halkının ortak hafızasında, geçmişinde önemli bir yere sahiptir. En az 100 yıllık bir geçmişi olduğu düşünülen çeşme sonradan mavi renkte fayansla kaplanmıştır. Oval biçimli bir kurnası vardır. Maalesef oldukça bakımsız bir görünüme sahiptir. Buna rağmen suyu akmaktadır.
Eskiden, Maraş'ın sıcak yaz akşamlarında, bu semtte oturan komşular, evlerinin önünde çay demler, gece geç saatlere kadar oturup sohbet ederler, çocuklar ise bu çeşmenin buz gibi suyuyla, boşalan çaydanlıkları doldururlarmış. Gözümde canlandırdım da içim huzurla doldu. Keşke o sıcaklık, o samimiyet geri gelse ve bu çeşme daha temiz, daha bakımlı bir görünüm kazansa...
Eski Kilise Yapısı Duvarındaki Çeşme
Kurtuluş Mahallesi, Şehit Ganiyusufoğlu Hayri Bey Caddesi üzerinde bulunan, kilise olarak, 20.yy başı (1.Dünya Savaşı öncesi) ya da 19.yy sonlarında inşa edilmiş olup, uzun süre İstiklâl İlköğretim Okulu olarak kullanıldıktan sonra günümüzde sağlık ocağı olarak kullanılan yapının doğu cephesi üzerinde, merdivenin altında bir çeşme bulunur.
Kilise olarak kullanıldığı Osmanlı Döneminde mi, yoksa ilkokul olarak kullanıldığı Cumhuriyet Döneminde mi eklenmiş, maalesef bir bilgi bulamadım. Ancak mimarîsinden yola çıkarak, aşağı yukarı en az 100 yıllık geçmişi olan bir çeşme olduğunu, hatta Osmanlı Döneminde, belki de kiliseyle birlikte inşa edilmiş olabileceğini söyleyebilirim. Mimarîsi geleneksel Osmanlı Dönemi çeşmelerine benziyor.
Kesme taştan yapılmış olan çeşmenin basık bir kemeri ve bir adet maşrapa boşluğu mevcut. Ayna taşı, musluğu, teknesi zemin seviyesinin altında kalmış olup, suyu akmamaktadır.
Demirciler Çarşısı Çeşmesi-1 (Çarşıbaşı Çeşmesi)
Kahramanmaraş'ın tarihî Demirciler Çarşısı'nda, Demirciler Sokak ile Hacı Arslan İbrahim Caddesinin köşesinde yer alan bu küçük ve sevimli çeşmenin yapım tarihi bilinmez. Ancak, Demirciler Çarşısının bugünkü haline az çok kavuştuğu 16.yy sonlarında yapıldığı tahmin edilmektedir. 2004 yılında, Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından tescillenmiştir.
Kesme taştan inşa edilmiş, dikdörtgen prizma şeklindeki çeşmenin üçgen bir alınlığı vardır. Bu alınlığın üzerinde Çarşıbaşı Çeşmesi ve Besmele yazmaktadır.
Suyu akmaktadır.
Ekim ve Kasım 2025 tarihlerindeki Maraş ziyaretlerimde, Demirciler Çarşısı tadilat dolayısıyla kapalı olduğundan çeşmeyi ziyaret edemedim. Bu sebepten çeşmenin, Google sokak görsellerinden 2025 Şubat ayına ait görüntüsünü kullanıyorum.
Demirciler Çarşısı Çeşmesi-2
Kahramanmaraş'ın tarihî Demirciler Çarşısı'nda, Demirciler Sokak üzerinde, çarşının doğu yönünden girişine yakın bir konumda, dükkânların arasında, duvara işlenmiş büyükçe bir çeşme göze çarpar.
2004 yılında, Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından tescillenen çeşmenin kitabesi olmayıp, yapım tarihi bilinmez. Ancak, Demirciler Çarşısının bugünkü haline az çok kavuştuğu 16.yy sonlarında yapıldığı tahmin edilmektedir.
Cephesi güneye bakan çeşme, sarı renkte kesme taştan inşa edilmiştir. Çeşme sivri kemerlidir, aynalık bölümünde bir adet maşrapa boşluğu ve hemen altında musluğu bulunur.
İki yanında birer dinlenme sekisi bulunan küçük bir teknesi mevcuttur ve suyu akmaktadır.
Ekim ve Kasım 2025 tarihlerindeki Maraş ziyaretlerimde, Demirciler Çarşısı tadilat dolayısıyla kapalı olduğundan çeşmeyi ziyaret edemedim. Bu sebepten çeşmenin, Google sokak görsellerinden 2025 Şubat ayına ait görüntüsünü kullanıyorum.
Süleymanlı'daki (Zeytun) Çeşmeler
Süleymanlı, Kahramanmaraş şehir merkezinin 69 km. kadar kuzeybatısında bulunan, Kahramanmaraş'ın merkezini oluşturan iki ilçeden biri olan On İki Şubat'a bağlı, doğal güzellikleri, tarihî eserleri ve yakınındaki kaplıcaları ile ünlü, Berit Dağından, dar bir kanyon içinde akan Zeytun Çayına inen sarp yamaçlarda kurulu tarihî bir dağ köyü. Bu köy sınırları içerisinde, köprüler, kale, hamam, kışla gibi birçok tarihî yapıyla birlikte iki adet de tarihî çeşme bulunuyor.
Soğukpınar Çeşmesi
Adını, Berit Dağından gelen ve sürekli akan buz gibi suyundan alan bu çeşme, sadece Süleymanlı'nın değil, tüm Kahramanmaraş'ın da en görkemli çeşmesi.
Süleymanlı Köyünün girişinde, Kantarma Köprüsünün tam karşısında bulunan çeşmenin kitabesi kazınmış olduğu için ne yazık ki tam olarak yapım tarihi bilinmez. Fakat, mimarî özellikleri ve üzerindeki süslemeler, bu çeşmenin 18.yy'ın ikinci yarısında inşa edildiğini göstermektedir.
Farklı renklerde kesme taştan inşa edilmiş olup, büyük bir kemerin altındaki nişin içinde, en büyüğü ortadaki olmak üzere, her biri basık sivri kemerli ve her birinden doğal kaynak suyunun daimi olarak birer lülenin içinden aktığı üç adet çeşmeden oluşur. Çeşmede, servi, rozet, gülbezek, lale, kuş ve vazoya yerleştirilen çiçeklerden oluşan süsleme motifleri kullanılmıştır.
Gerçek bir sanat eseri olan yaklaşık 300 yaşındaki Soğukpınar Çeşmesi, Kahramanmaraş'ı ziyaret ederseniz mutlaka görmenizi, suyundan içmenizi tavsiye ettiğim çok değerli bir eser.
Ortaçeşme
Süleymanlı'nın (Zeytun) Soğukpınar Çeşmesi kadar görkemli ve dikkat çekici olmasa da, Ortaçeşme adında, çok değerli bir diğer tarihî çeşmesi daha var.
Köyün içlerinde, yolun kenarında, dikkat çekmeyen, kaderine terk edilmiş bu çeşmenin yapım yılı bilinmiyor. Ancak, Osmanlı Dönemine ait çok eski bir çeşme olduğu aşikâr.
Taştan yapılmış çeşmenin sivri bir kemeri, lülesi, bir adet maşrapa boşluğu ve yine taştan yapılmış küçük bir teknesi var.
Ne yazık ki suyu akmıyor. Dilerim, en kısa zamanda suya kavuşur ve aslına uygun olmak koşuluyla restore edilir. Kahramanmaraş gibi, Türkiye'nin en fazla su kaynağına sahip ilinde, hele ki Süleymanlı gibi kaplıcalarıyla, su kaynaklarıyla meşhur bir köyünde böyle tarihî, değerli bir çeşmenin susuz ve unutulmuş olması çok üzücü.


















































































